MELBOURNE'DE EV ARARKEN YAŞADIKLARIMIZI VE MAHALLEMİZİ ANLATIYORUZ


Merhaba, bu yazımızda Melbourne'de ikamet ettiğimiz mahalleden bahsedeceğiz. Daha önce Melbourne'e ilk geldiğimizde Airbnb'den ayarladığımız bir odada kaldığımızı söylemiştik. Aslında Melbourne'e göç etmeden önce hangi mahallelerde ev bakacağımıza karar vermiştik. İşte Airbnb'den oda tutarken de bu mahallelere yakın konumda olmasına dikkat ettik. Uzaktan uzağa seçtiğimiz mahalleler St Kilda, South Yarra ve Prahran'di. Bu üç mahalle de sırasıyla birbirine komşu ve City denilen şehrin merkezi bölgesine yakın konumdalar.

Chapel Caddesi

Bu üç mahalleyi tercih etme sebeplerimize gelirsek, öncelikle pek çok iş yeri City bölgesinde yer aldığı ve biz de işe gidip (işten) gelmek kolay olsun istediğimiz için bu mahallelere baktık. Aslında Melbourne'de herhangi bir tren hattına yakınsanız, City'ye kolaylıkla gidebilirsiniz. "Peak hour" denilen trafik yoğunluğu yaşanan saatlerde express hatlar da koyuluyor. Şehrin güneyinde ve kuzeyinde, daha sessiz sakin mahallelerde yaşayanlar da tren hatları ile City'ye ulaşabiliyor. Örnek olması açısından, biz City'ye 10 dakikalık tren yolculuğu ile ulaşabiliyoruz, uzaklaştıkça bu süre artacaktır. Ayrıca tren haricinde tramvay ile de yakın konumdaki pek çok yere ve City'ye gidebiliyoruz. Bu mahalleleri seçmekteki diğer sebeplerimiz, bu mahallerin çok kültürlü, gece gündüz yaşayan, canlı mahalleler olması, civarda kaliteli restoran ve cafelerin yer alması, buralarda çoğunlukla gençlerin ikamet etmesiydi.

Öte yandan, bu mahalleler çok rağbet gördüğü için, Melbourne'e geldiğimiz ilk bir ay işsiz ve deneyimsiz, ev bulmakta ciddi manada sıkıntı yaşadık. Günde üç dört eve bakıyor, bir evden diğerine koştur koştur yetişmeye çalışıyorduk. Çünkü daha önce de bahsettiğim gibi, evlerin ziyaret edilebileceği saati önceden belirliyorlar ve en fazla 15-20 dakika kadar gösterim devam ediyor. Bu arada geldin geldin.

Zamanla St Kilda mahallesinden soğumuştuk, çünkü suç oranının yüksekliğinden bahsediliyordu, ayrıca evler eskiydi. Bir yandan da Airbnb'den bulduğumuz evin konumuna çok alıştığımızdan, oradan uzaklaştıkça yabancılık çekmeye başlamıştık. Açıkçası, bu evin yerini hem sevmiş hem de benimsemiştik. Şans eseri, aynı binadan birkaç daireye baktık, biraz ufaktılar ama biz de zaten geniş evde kendini kaybeden insanlardık.

Prahran sokak sanatından örnek bir mural

Bu bir ay içerisinde gezdiğimiz evlerin neredeyse tamamına kiracı olmak için başvurduk, ancak hepsinden ret cevabı alıyorduk. Hatta öyle sıradanlaşmıştı ki bu durum, mailin başındaki "Unfortunately" yazısı görüp gerisini okumadan kapatıyorduk. Yavaş yavaş korkmaya da başlamıştık, acaba daha uzak mahallelere mi baksak diye düşünüyorduk. Yani öyle bir yoğunluk vardı ki bazen bir daireyi 30 kişi birden inceliyorduk. Tabii bu kadar adamdan bize sıra gelmiyordu. İyice hırslanmıştık, arada duygusala bağlıyor, isyan ediyorduk. İşsizsin dediler ev vermediler hesabı, acaba part time işlere girsek bir yararı olur mu diye düşünüyorduk. Artık elimizden geldiğince saldırıyorduk, işte emlakçıyı arıyoruz birikmiş paramız var, 5-6 ay peşin verelim, kalıcı oturma iznimiz var, iş teklifi almak üzereyiz vs. reklam yapıyoruz. Sonunda şans eseri Airbnb apartmanımızdaki ufak evlerden birinin emlakçısı arayıp ev sizin dedi de rahatladık. Şans diyorum çünkü, bu ev aylardır bir şekilde boş kalmıştı ve inşaat şirketinin üzerineydi. Yani zamanında satılamamıştı ve muhatap olunacak bir ev sahibi yoktu, emlakçısı da zaten yatırım şirketiydi. Böylece bize kısmet oldu.

Prahran sokak sanatından örnek bir mural

Evimiz 1+1, koridor ve mutfağı aynı potada eritmiş, büyük balkonlu, adeta Hobbit kovuğu gibi bir yer... Samimi ve iç içe bir hayat, minimal. Biliyorum Avustralya rüyasına pek uymuyor. Tek katlı, bahçeli Victorian tipi evlerde yaşamak kulağa daha cazip geliyor. Ancak mahalle tercihimizden dolayı, tek katlı evlere paramız yetmedi; dahası o evler genelde eski oluyor, yalıtımları kötü, örümcek ve hamam böceği sıkıntısı var. Bir yıl sonra daha geniş bir yere geçeriz demiştik ama gerek kiraların yüksekliğinden gerek taşınmaya üşendiğimizden bir yılı aşmamıza rağmen burada kalmaya devam ediyoruz. Ve tabii ki mahallemizi seviyoruz, uzaklaşmak istemiyoruz. Şimdi biraz da mahallemizi tanıtalım, kendisi Prahran; Melbourne'ün güneydoğusunda konumlanmış bir iç mahalle (Inner suburb) ve hipster yuvası.

Prahran'ın taşı toprağı altın mı, hayır. Ancak "Chapel Street" adında meşhur bir caddesi var, restoranlar, cafeler ve butik mağazalar ile süslenmiş. Her ne kadar eski ihtişamına sahip değil dense de oldukça renkli bir cadde. Yakınlarda çok güzel parklar, parkurlar ve bahçeler var ki onlardan başka bir yazımda uzun uzun bahsedeceğim. Bizim 1 TL'cilere benzer Çin'den gelme ürünler satan ucuzluk mağazaları bile var. Ne ararsan buluyorsun, istediğin saatte istediğin yere tramvaydır trendir toplu taşıma ile gidebiliyorsun, canın sıkılınca Chapel'de üç beş tur atabiliyorsun. Bunlar güzel şeyler... Biz İstanbul'dan sonra arabaya tövbe ettiğimiz, arabayı bir çeşit yük olarak gördüğümüz ve yürümeyi çok sevdiğimiz için toplu taşımaya yakın olmak bizim için paha biçilemez bir şey.

Peki olumsuz tarafları yok mu? Bir kere cuma cumartesi günleri sarhoşlar tarafından istila ediliyor, artık sağa sola işeyenler mi ararsın, kusanlar mı, laf atanlar mı. Buraya gelmeden önce umumi yerlerde (Park, cadde, sokak) alkol alımının yasak olmasına anlam verememiştim. Ama cidden Aussie'ler içmeyi bilmiyor ya da ağızlarıyla içmiyorlar. Akşam 7-8 gibi sarhoş olmayı başarıyor ve bütün gece vandallık yaparak takılıyorlar.

İkinci olumsuz noktaya gelecek olursak, aslında bu Avustralya'ya dair genel bir problem ancak City ve civar mahallelerde daha çok rastlanıyor; çok fazla evsiz ve madde bağımlısı insan var. Evsizlerin kesinlikle bizlere bir zararı yok hatta hepsini ayrı ayrı tanıyoruz, artık ailemizin bir parçası gibiler. Yaz kış, yağmur çamur sokakta yatıyorlar ve devlet ne yiyecek ne de kalacak yer konusunda hiçbir surette onlara yardımcı olmuyor... Aralarında çok yaşlı insanlar da var. Bazen düşünüyorum da acaba aynı evsizler Türkiye'de olsalar bir evine alan çıkar mıydı; ya da tam tersine taciz, tecavüz, organ mafyası derken buradan beter mi olurdular.

Evsizler

Bir sonraki yazımızda, Prahran'da sevdiğimiz yerlerden; parklar, mekânlar ve restoranlardan bahsedeceğiz. Hoşça kalın.