AVUSTRALYA'YA İLK UÇAK YOLCULUĞUMUZ: YANIMIZA NELER ALDIK


Yeniden Merhaba! Bu yazımda yanımızda neler götürdüğümüzden, uçak yolculuğumuzdan ve gümrükte nelere dikkat edilmesi gerektiğinden bahsedeceğim. Öncelikle şehir olarak tercihimizin Melbourne olduğunu belirtmem gerekiyor. Neden Melbourne derseniz; daha kişilikli, göçmenlere daha saygılı ve daha sempatik bir şehir olmasından dolayı diyebiliriz. Sempatiklik kısmı göreceli ve Sydney'in de seveni çok tabii. Kıtada pek çok başka kent var ancak iş bulma koşulları, alt yapı kalitesi, börtü-böcek-fauna derken Melbourne'e daha çok ısındık. Neyse ki Melbourne'de aradığımızı bulabildik. Hatta Melbourne başka bir yazının konusu olmayı çoktan hak etti ;)

Vizemizi aldıktan sonra, Avustralya'ya ne zaman gideceğimizi düşünmeye başladık. Optimum zamanı bulabilmek için orada yaşayan arkadaşlarımıza danıştık. Genel olarak yaz aylarında -Aralık, Ocak ve Şubat- beyaz yaka iş bulmanın zor olabileceği yönünde geri dönüşler alıyorduk. Bir yandan da Türkiye'de yazı yaşayıp Avustralya'ya giderek orada da baharı ve yazı yaşamak gibi çekici bir opsiyonumuz vardı. Ancak bu durumda Avustralya'da iş bulma sezonunun büyük bir kısmını kaçırmış olacaktık. Ne kadar süre iş arayacağımızı bilmediğimiz için bu konuda risk almamaya ve mart ayında terk-i diyar etmeye karar verdik. Bu arada, bize söylenilen yaz aylarında Avustralyalı kardeşlerimizin hayata "Ya ya ya coco jamboo" tadında yaklaştığı şeklindeydi. Ancak bunu kişisel olarak test etmedik, yani belki yaz aylarında da beyaz yaka iş bulmak söylenildiği kadar zor değildir.

Uçak bileti almak için internette biraz araştırma yapıp, en ucuz olanını cart diye aldık. Ancak bu yaklaşımın hiç de doğru olmadığını, bagaj hakkımızın kişi başı 23 kilo ile sınırlı olduğunu fark edince anladık. Bu arada kıtalar arası seyahat ediyorum, herhalde yemek verirler gibi bir rahatlık içerisinde de olmamanızı tavsiye ederiz. Mutlaka biletin detaylarını, sınıfını vs. havayolu firmanızın resmî sayfasından kontrol ediniz. Yani öyle ki her firmanın ekonomi x, ekonomi y, ekonomi z gibi bir sürü alt başlık hâlinde müşteriyi oltalama yöntemleri mevcut.

Bagaj hakkımızın azlığı nedeniyle, son bir haftamız gramın hesabını yaparak geçti. Valizlerimizin içeriği giysi, ayakkabı, anı niyetine bazı eşyalar (kitap, fotoğraf, günlük gibi), kişisel bakım ürünleri ve ilaçla sınırlı kaldı. Örneğin ağır olan pek çok şeyi elemek zorunda kaldık; saç kurutma makinası, havlu, nevresim, şampuan-krem vs. gibi eşyaları dahi götüremedik. Giysilerimizin ve ayakkabılarımızın yaklaşık yüzde 10'unu yanımıza alabildik. Ancak şunu söylemek gerekiyor ki, evinde kalabileceğiniz bir akrabanız ya da arkadaşınız yoksa ne kadar az eşya ile gelirseniz o kadar iyi. Ev bulamadığınız süre zarfında eşyalar size dert olmaya başlıyorlar.

Avustralya uçuşları aktarmalı olarak gerçekleşiyor ve minimum 19 saat sürüyor. Aktarma yeri firmaya göre fark ediyor; Singapur, Dubai, Abu Dhabi gibi noktalarda durulabiliyor. Biz Etihad ile geldiğimizden Abu Dhabi'de durduk. Abu Dhabi'den sonraki uçuşumuz 15 saat sürdü. Yaz sezonu bitişinde, ölü bir zamanda geldiğimiz için olacak ki uzun uçuşumuzda uçağımız yayla gibi bomboştu. Her yolcuya dört koltuk düşüyordu, herkes fosur fosur uyudu. Buna rağmen benim için yolculuk çok zor geçti.

Yolculuktan iki gün önce farenjit olduğumdan bahsetmiştim. Boğazım o kadar kötüydü ki uzanır uzanmaz yanma başlıyordu. Burun akıntısı, hapşırık da listeye eklenince enkaza döndüm. Burun deliklerimi peçete ile tıkamam gerekiyordu, tabii bu durumda beni gören bütün hostesler "Are you okay?" dedi durdu. Yine de uçağın boş olması mucizevi bir olaydı. O hâlde tek koltukta oturarak nasıl giderdim bilemiyorum. Bu arada Emirates ile de uzun yol gitmiş birisi olarak, Etihad'ın çok daha insancıl olduğunu söyleyebilirim. Hostesler nazik ve sevecendi; her sarsıntıda koltuğu dikleştir, kemeri tak bilmem ne çok da insanları zorlamadılar. Battaniyeleri, uçak inmeden önce zorla toplamadılar ki bunu Emirates yapıyor. Yemekler fena değildi, servis güzeldi.

Bu arada uçak büyük az sarsılır diye düşünmeme rağmen, uçağımız belediye otobüsü gibi sallana sallana geldi. Neyse ki Avustralyalı kardeşlerimiz çok rahat adamlar. Uçak zangır zangırken dahi hiçbir tepki vermiyorlar. Biz ilk sarsıntıda far görmüş tavşan gibi kafamızı kaldırıp çevremize baktık, çünkü normal bir sallantı değil gibi geldi. İnsanlar umursamıyor, dalgalarına bakıyor ve adeta ölüme meydan okuyorlardı. Uçak düşecekse dahi bunu saygıyla karşılayacak olgunlukta oldukları aşikardı. Delikanlılığa leke sürdürmemek adına biz de her şey yolundaymış gibi davranmaya çalışarak 15 saati geride bıraktık. Aynı şartlar altında yolcuların Türk olduğunu hayal dahi edemiyorum, etmek de istemiyorum.

Yanınızda neleri getirmelisiniz neleri getirmemelisiniz konusuna gelecek olursak, bunları madde madde anlatmak daha anlaşılır olacaktır.

  • Giysi ve ayakkabı: Unutmayın Avustralya pek çok mevsim yaşanan bir ülke. Yanınıza mutlaka kışlık, mevsimlik giysiler/ayakkabılar de alınız. (Ayrıca uçakta ve hava alanlarında da klima çarpabiliyor.) Biz giysilerimizi vakumlu poşetler ile taşıdık ve yerden tasarruf ettik. Yine de yanınıza almanız gereken minimum miktar ne ise o kadar giysi/ayakkabı alınız. Burada 5-10 dolara dahi çok sevimli giysiler satılıyor. Ayrıca ikinci el giysi/ayakkabı satan mağazalar da oldukça yaygın.

  • Küçük ev aletleri: Boş yeriniz varsa getirebilirsiniz. Buradan satın almak isterseniz de çok pahalı değil. Örneğin 20 Aud'a sıfır saç kurutma makinası alabilirsiniz.

  • Kişisel bakım ürünleri: Getirebildiklerinizi getirmenizi tavsiye ederiz çünkü kremler, şampuanlar, makyaj malzemeleri burada o kadar da ucuz değil. Ayrıca bazı ürünleri ve markaları burada bulamayacaksınız. Örneğin yıllardır Nivea Cherry lip stick kullanıyorum ve burada cherry olanını satmıyorlar. Çok önemli bir şey değil tabii ki ancak örnek olması açısından yer veriyorum. Bu arada kabin bagajınıza toplam 1 litreyi aşmayacak şekilde maksimum 100 ml'lik şişelerde/kutularda sıvı sokabilirsiniz. Her bir şişeyi ayrı ayrı klipsli poşete koymalısınız. (Yazılı kural bu şekilde...)

  • Nevresim, havlu, çarşaf: Boş verin hiç taşımayın buradan alırsınız. Yalnız saçma bir şekilde burada havlular pahalı. En ucuz yerde dahi bir el havlusu 4-5 Aud. (Biz biraz cimri de olabiliriz.)

  • Kitap: Ağır olduklarından getirmeyebilirsiniz. Burada belediyelerin kütüphanelerinde her çeşit kitap bulunmakta. Hatta Türkçe kitaplar dahi bulunabiliyor.

  • İlaçlar: Mutlaka "Declare" edilmeli ve bu konuyu detaylandırmakta fayda var. Öncelikle steroid, performans ilaçları, ya da narkotik ilaçlar gibi yasaklı ilaçları hiçbir surette getirmemelisiniz. Bunun haricinde reçeteli ilaçları doktorunuzdan bir yazı alarak getirebilirsiniz. Bu yazı içeriğinde hastalığınız, ilacın günlük dozu, ilacın içerdiği madde gibi bilgiler yer almalıdır. Yasal olarak en fazla 3 aylık kullanımınıza eş değer miktarda ilaç getirebilirsiniz. İlaçları mutlaka kutusunda bulundurmanız gerekmektedir. "Over counter" denilen yani reçetesiz satılan ilaçları getirmenizde de sakınca yoktur.

  • Her türlü yiyecek: Kesinlikle getirmemelisiniz. Anneciğinizin sevgisini katarak hazırladığı yiyecekler de buna dahil. Emin olun, her türlü yasaklı maddenin içerisinde en tehlikelisi bu yiyecekler, çünkü yakalanmama olasılığınız çok düşük. Gümrükten geçerken özel eğitimli köpekler valizinizi kokluyor. Yiyecek varsa valizinizi kesinlikle açıyorlar.

  • Tahta: Yasak getirmeyin :) 5. element olsa da... (Tahta kurusu olabileceğinden korkuyorlar.)

  • Kesici, delici maddeler, silah, boya spreyleri, biber gazı: Normal olarak yasak.

  • Para: İstediğiniz kadar getirebilirsiniz. 10.000 AUD'u aşan miktarda para getirdiyseniz "Declare" edilmelidir. Miktar çok fazla ise, önlem olarak banka dekontunuzu da yanınıza alınız.

Peki biz neler getirdik ve gümrükten nasıl geçtik?

Giysi, ayakkabı, kişisel bakım ürünleri ve anı niyetine birtakım eşyalar dışında "Declare" etmemizi gerektirecek ilaç ve para getirdik. Nedir bu "Declare" derseniz, uçakta size yanınızda neler olduğuna dair doldurmanız gereken bir form veriyorlar. Eğer reçeteli ilaç getirdiyseniz işaretliyorsunuz. (Prohibited, restricted medicines yazmasına aldırış etmeyin.) Para konusuna gelecek olursak, yasal olarak 10000'i aşan miktarda AUD mutlaka declare edilmelidir. Yalnız bu miktarın yani 10000 AUD'un kişi başı miktar gibi düşünülmemesi gerekiyor. Örneğin siz ve eşiniz toplam 15000 AUD ile geldiniz; bu durumda paramız kişi başı 7500 AUD eder yani 10000'in altında diye düşünmeyin. Yasal olarak ailenin toplam parasını dikkate almalısınız. Ayrıca 10000'in üzerinde para getirirsem vergi alırlar mı diye de düşünmeyin. Sadece kara para aklama olaylarına yönelik bir önlem olarak kayıt altına alıyorlar.

Uçakta "Declaration" formunu doldururken, para ve ilaç kısmını işaretledik. Ben astımım, eşimin de mide rahatsızlığı var. Bu nedenle 3 aylık tüketim miktarımızın da üzerinde ilaç getirdik. Tabii doktorumuza yazdırdığımız yazıdaki günlük miktarla uyumlu olacak şekilde ayarladık. Ayrıca ben uçakta sorun yaşamaktan çekindiğim için bir takım grip ilaçlarını ve ağrı kesicileri de (Reçeteli satılan) yanıma almıştım. Gümrükte fark edilirse atarız artık ne yapalım diye düşündük. Pasaport kontrolünü geçtikten sonra, declare edilecek malzemeleri olanları gümrüğe alıyorlar. O nedenle, biz bu parayı ve ilacı "Declare" etmesek ne olurdu bilemiyorum. Muhtemelen bazı valizleri rastgele açıyorlardır. Risk almaya değmez diye düşünüyorum.

Gümrükte bize paramızla ilgili detayları dolduracağımız bir form verdiler. Ayrıca reçeteli ilaçlarımız olduğunu da belirttik. Ne reçeteyi ne de ilaçları kontrol ettiler. Sonradan keşke daha fazla getirseydik diye düşünmedik değil. Yine de şans işi olduğunu unutmamak lazım. Biz her türlü önlemimizi aldığımız için rahattık. Belki gergin ya da stresli olsak, bizi daha detaylı bir incelemeye alabilirlerdi. Polisler ve güvenlik görevlileri gerginliğin kokusunu alabiliyorlar. Bu arada belirtmekte fayda var, 10000'i ne kadar aştığınızın da bir önemi olabilir. Örneğin 100000 AUD'la geldiğiniz zaman kardeşim güzel para bunun kaynağı nedir diyebilirler. Satış işleminize ait banka dekontunuzu yanınıza almanızda fayda olabilir.

Son olarak yiyecek kontrolü için eğitimli köpek tarafından koklandık. Komik bir şekilde biz hariç neredeyse herkesi gösterdi köpek, biz geçtik gittik. O nedenle yiyecek getirmeyin. Çok dikkat çekiyor ve valizi açıp tek tek bakıyorlar.

Gelecek yazımda ilk etapta nerelerde kalınabileceğinden ve kendi deneyimimizden bahsedeceğim. Arrivederci...