AVUSTRALYA'DA İLK AYIMIZ: BİR AIRBNB DENEYİMİ


19.05.2017

Merhaba! Bir yandan da kendi hikayemize devam edelim.

Melbourne'e uçak biletimizi alır almaz nerede kalacağımızı düşünmeye başladık. Öncesinde ufak tefek araştırmalar yapmıştık ancak ucuz ve görece rahat edebileceğimiz bir yer bulmak çok da kolay olmayacak gibiydi. Araştırmalarımız neticesinde bizim için en mantıklı seçeneğin Airbnb olduğuna karar verdik. Çünkü fiyatlar uygundu, uzun süre (1 ay) rezervasyon yaptırabiliyorduk, ev sahibiyle ilgili yorumlara ulaşabiliyorduk ve istediğimiz mahallede (suburb) bolca seçenek bulabiliyorduk.

Airbnb'de arama yaparken öncelikle ev bakacağımız muhite yakın olmasına dikkat ettik. Böylece ev görmeye yürüyerek ya da kısa süren bir toplu taşıma yolculuğu ile gidebilecektik. Bu konuya büyük önem vermenizi tavsiye ederiz, çünkü emlakçılar kiralık evleri belirli bir gün ve saatte, sınırlı süre zarfında (15-20 dakika) gösteriyorlar. (Kiralık ev arama sürecimizden başka bir yazımızda bahsedeceğiz.) Ardından ev sahibinin aldığı yorumlara ve evin özelliklerine baktık. Evin temizliği, odanın kapasitesi, ayrı tuvalet-banyonun olup olmaması, mutfağın kullanılıp kullanılamayacağı ve ev sahibinin/sahiplerinin evde ne kadar sık bulundukları gibi konulara dikkat ettik.

Nihayetinde daha rahat edebileceğimizi düşündüğümüz için ayrı banyo-tuvaleti olan ve ev sahibinin sürekli evde olmadığı yerleri tercih etmeye karar verdik. Airbnb'de önemli olan, sizin ev sahibini seçmenizin yanı sıra ev sahibinin de sizi seçmesi... Durum öyle olunca öncelikle seçtiğimiz 3-4 adaya durumumuzu belirten sevimli mesajlar attık. İşte seveceniz, barışçılız, heyecanlıyız tarzında kendimizi anlattık ve mutfağı kullanabilir miyiz, uzun süre kalmamız sorun olur mu gibi sorular sorduk. Ülkemizin şöhreti malum, Ortadoğu klasmanında değerlendiriliyoruz ve her geçen gün itibarımız daha da azalıyor. Güvenlik ve önyargılar (Bunun bir çeşit ayrımcılık olup olmadığı düşünülürse tartışmalı bir konu diyebiliriz.) nedeniyle Türkiye'den gelen bir çifti herkes evine almak istemeyebilir diye düşündük.

Örnek Yazışma

Mesaj attığımız kişilerden ikisi direk rezervasyon isteği gönderdi, biri kimlik bilgisi istedi ve biri de hiç sallamadı. Adaylardan daha nazik cevap verenini tercih ettik ve 25 günlük rezervasyon yaptırdık. Bunun anlamı paranın bizden çekilip Airbnb bünyesinde tutulması demek. Ev sahibi ancak biz eve giriş yapınca parayı alabiliyor. Yine de henüz uçuşa bir aydan çok süre vardı ve ev sahibi isterse rezervasyonumuzu iptal edebiliyordu. Eğer Airbnb'den yer ayarlarsanız en büyük riskiniz bu olacak. Çünkü eve girmenize 24 saat kala bile iptaller olabiliyor ve böyle bir durumunda bulacağınız yeni odanın gecelik ücreti iki-üç katına çıkacaktır.

Ev sahibimiz -ona takma bir isim bulalım, mesela Jack olabilir- bizden önce bir kişinin rezervasyonunu reddedince hafiften tırsmadık değil. Ancak Airbnb ilk iptalden sonra ev sahibine birtakım yaptırımlar getiriyor; ufak bir para cezası, aynı tarihte başkasına odayı kiralayamama cezası gibi... Bizim rezervasyonumuz da 25 gün olduğundan Jack eğer bizi iptal ederse 25 gün başkasına oda kiralayamayacaktı. Bu durum Jack'in gözünü korkuttu mu bilmiyoruz ama iptal miptal yapmadı kerata.

Melbourne'e varış saatimiz akşam 8 civarı olacaktı ve havaalanından eve gidene kadar 10-11 olur en azından diye düşündük, Jack'e sorduk "Nasıl gireriz kardeş bu eve?". Jack de dedi ki "Çocuklar dert etmeyin anahtarı posta kutusuna koyarım, oradan alır girerseniz eğer ben olmazsam." "Pekâlâ böylesi oldukça rahatlatıcı" dedik.

Adrese vardığımızda binanın önünde birisi içeri girsin de biz de sıvışalım diye bekledik, elimizde kocaman valizlerle. Birisi dış kapıyı açar açmaz biz de içeri daldık, anahtarı posta kutusundan aldık ve asansöre bindik. 6. kata çıkmamız gerekiyordu, 6'ya basıyoruz asansör hareket etmiyor. Birileri daha bindi giriş katından, baktık ki anahtarda takılı olan bir aparatı asansörde okutmak ve ondan sonra çıkılacak kata basmak gerekiyormuş. Cahildik ve Melbourne'in rengine kanmaya hazırdık.

Evin açık mutfaklı geniş bir salonu ve çok güzel şehir manzarası olan bir balkonu vardı. Şehir manzarası dediysek, sadece gri beton ve çok katlı binalar şeklinde değil. Aynen şuradaki gibi, hatta ta kendisi :)

Civar semtler

Bizim odamız da idare ederdi. Fazla beklentiye de gerek yok zaten sonuçta 5 yıldızlı otelde değiliz. Yatak çok yumuşaktı, yastık-yorgan kalitesi düşüktü ve duvarlarda bir miktar ufak böcek kalıntıları vardı. Yine de büyük giysi dolabı ve ekstra sandalyesi ile bizi memnun etti. Bagaj hakkımız sınırlı olduğundan yastık-yorgan kılıfı ve çarşaf gibi şeyler getiremedik. Hemen öbür gün yenilerini alıp kullanabilir miydik, evet. Ama yapmadık, gerek görmedik. Zaten çok titizseniz, Airbnb sizi biraz zorlayabilir. Bizim ülke insanının temizlik mantığı ile Avustralyalının temizlik mantığı pek uymayabiliyor.

Jack'ten bahsedelim biraz, kendisi İskoçya'nın bağrından kopup Avustralya'ya gelmiş bir kardeşimizdi. Bu, Jack'in herhangi bir Aussie'ye göre çok daha kolay anlaşılan bir aksanı olduğu anlamına geliyor. Ne söylediğinin kolayca anlaşılmasının yanı sıra, Jack bize karşı oldukça nazik ve yardımseverdi; her türlü sorumuzu elinden geldiğince yanıtlamaya çalışıyordu.

Temsili Jack

Restoran müdürlüğü yaptığından eve geç geliyordu ki bazı günler birbirimizi görmüyorduk bile. Toplu taşıma kullanabilmemiz için bize buranın akbili diyebileceğimiz myki kartlardan verdi. Her gün mutfağını ve kap kacağını kullandık, açık mutfak olduğundan evini düzenli olarak yemek kokuttuk. Jack biraz da çapkındı, hafta sonlarını pek boş geçirmiyordu :) Bu arada Avustralyalıların hafta sonu gece gezmesine verdikleri önemi başka bir yazımızda anlatmak istiyoruz. Net bir şekilde söyleyebiliriz ki hafta sonu partilemeyen bir kişi gerçek bir Aussie olamaz :)

Yalnız Jack temizlik konusunda biraz sorumsuz ya da bilgisizdi. Erzak dolaplarında kurtlanan yiyecekler vardı ve kurtlar dolaplardan kaçıp evin tavanında tur atmaya başlamışlardı. Jack'e erzak dolabını temizlemesi gerektiğini söylediysek de kurtlarla nasıl bir bağlantısı olduğunu tam olarak anlayamadı. Kurtları gösterip bunlar kelebek oluyor falan diyordu. Kurtlar bir muzun arasında ya da uzaydan asteroitle mi geliyor sevgili Jack demedik, diyemedik...

25 günlük misafirliğimizin sonlarına doğru evin ortak alanlarını iyice bok götürmeye başlamıştı. Halılardan, Amerikan filmlerinde savrulan çalı topakları gibi tüyler çıkıyordu. Duvardaki güve ölüsü izleri sanatsal bir boyuta ulaşmıştı. Hele son gün fırının patlaması var ki eşim en az iki gün olanları hatırlayıp hatırlayıp kahkaha krizine girdi. Jack restoranda çalıştığından nadiren aldığı pizza dışında evde yemek yemiyordu. Nedense bir gün etli turta yiyesi gelmiş ve turtasını ısıtmak için fırına koymuş. Bu arada evdeki fırın cillop gibi tertemiz çünkü Jack fırını daha önce hiç kullanmamış. Biz de o sırada evdeyiz ve çamaşırlarımızı makinaya atıyoruz. Bir anda şangır şungur bir ses duyduk, bir baktık fırının camı tuz buz olmuş. Evet biz de ilk defa şahit oluyoruz ama fırının camı patlayabiliyor. Bu olay büyük ihtimalle Jack'in ilk ve son fırın kullanma girişimi oldu.

Özetle ilk ayımızı Jack'in evinde, fazla steril olmamakla birlikte, uyum içerisinde ve rahat geçirdik. Bütün dünya insanlarının orijinal tarafları var ancak önemli olan birbirimizle iletişim kurabilmek diyor ve yazımızı sonlandırıyoruz.